gidiyor muyum gercekten ?

 gidiyor muyum gercekten ?

içimde öyle güzelsin ki onu kirletmeyeceğim seninle diyor ya hani Yıldız Tilbe, yine anladığımı zannettiğim ama şu sürece kadar bir bok anlamamış olduğumu farkedip bugün iliklerime kadar hissettiğim o sözdeyim işte.

Senin kaosunda ayakta kalamam dedim sana, beceremiyorum bu kavgaları diye de eklemiştim.Yapma en güzel huzurum oldun lütfen öyle kal bunu alma dedim...

Anlamaya çalıştım bunu inkar edemezsin, benim seni sevdiğim gibi sevilmemişsin asla biliyorum .Bu seni dünyanın en mutlu kadını yapıyordu ya hani, ne oldu gerçekten de benden bu denli tiksinir oldun ? öyle sevdiğini seven kadın böyle mi gider ? daha önce de yazdım, her şeyi söyleyebilirsin bana , nefret kusabilirsin, sayıp sövebilirsin de kabulum, fakat bana sevdiğini söyleme. Ben böyle sevilmek istemedim, senin sevgini kabul etmiyorum. Hem bu kadar çok kızabilirken sana aynı anda içimde sana kıyamayan , kırmak istemeyen yanım öyle büyük ki senin bunu anlayabilmen mümkün değil , anlamanı da istemiyorum zaten. Senin benimle ilgili herhangi bir şeyi anlamanı hiç ama hiç istemiyorum. Bu yüzden senin gibi kirli konuşup , bir akşam kafanı duvarlara vurup kaybettiğini anlayacaksın demeyeceğim. Benim senin için neler ifade ettiğimi dahi hatırlama istiyorum. Benim varlığıma karşı hiç ama hiçbir şey hissetme istiyorum. Senden gelecek herhangi bir enerjinin benim alanıma girmesini istemiyorum. İçimdeki o güzel yanını asla kirletme istiyorum. Yine de benim içime öyle güzel bir şey bıraktın ki hem de bunun gerçek olduğuna kendini dahi inandırmışken ben nasıl inanmayacaktım.

Gerçekten en iyi rolün hayat filmimi siktiğin sahneymiş senin. Öyle role girmişsin ki diyorum ya sen dahi gerçek seni unutup kaptırmışsın kendini. Neyse ki senin rüyan bitti ya da kabusun demeliydim , malum senin için çok güzel şeyler ifade etmediğimi attığın her adımla birlikte bana yönelttiğin o kötü duygular fazlasıyla hissettirdi sevgilim.

Yalvarışlarımı , susarak attığım çığlıkların hiçbirini farketmemiş ya da farketmişsen de umursamamışsın ya anlıyorum bunu da , öyle kendi duygularına ve paronayalarına hapsolmuştun ki , en iyi rolüne en iyi kurgular yakışırdı ve sen bana karşı paranoyalarında da kurgu dalında bir oscar hakettin umarım hollywood bunu farkedebilir zira harcansın istemeyeceklerdir böylesine güçlü kurgulara sahip zihni. Ya da insan en çok kendi düşündüklerinden korkar ya , kendi zayıflıklarından yola çıkar ama geldiği yolun ne olduğunun farkında dahi olmaz, işte o zaman bu paranoyak düşünceler,karşısındaki masum insanı suçlayan ifadelere dönüşür. Ama lütfen bunun da ne anlama geldiğini bilme. Dedim ya beni anlamanı zerre kadar beklemiyorum , daha da ötesi istemiyorum. O sahte dünyanda beni en kötü bilmeye devam et lütfen. Beni nasıl sevdiğini hatırlama. Benim hayatında nerede olduğumu unut. Hiç tanımadığın bir insan haline geleyim öyle unut beni. Geçen 4 ayda neler yaptıysan daha fazlasını yap lütfen. Çünkü,benim içimde gerçekten en güzel olan o kadını kirletmeye kalkma. Beni anma. Önceleri düşün isterdim, aklına geleyim isterdim, beni anımsadığımda gülümse isterdim, biraz da hüzün olsun içtiğimiz o şarap bardağında isterdim. Bazen öyle nefret et ki hala ne kadar sevdiğinin de farkına var isterdim. Şimdi ise yaşantındaki o değerli anıları benimle heba etme istiyorum. Mutluluğu bul ve hep öyle yaşa istiyorum. Mesela o en değerli şarap bardağında bir gece çimlere uzanıp kadehini yine gökyüzüne bizim yanımızda dediğimiz o insana kaldır isterim ama bemimle ilgili hiçbir anın sana uğramadığı ve senin o anını berbat etmediği bir duyguyla yap isterim.Beni hayatına hiç dahil olmamışcasına sil isterim. Hani demiştin ya bir haziran akşamı seni evine bırakırken hep tartıştığımız o garajın önünden geçerken ama bu kez ellerimiz hiç ayrılsın istememiştik hani, evden çıkarken "Sil Baştan" izliyorduk , seninle ayrılırsak ben bunu yaparım umrumda değil gitsin diğer anılarım da demiştin de gözlerime bakarak,öyle inandırmıştın ki o gün beni, gözlerin yalan nasıl söyleyebilirdi be sevgilim.

Ben sana çok zayıftım çünkü sen benim en büyük zaafımdın, farkında değildin hiç olmadın da ben sen dışında herkese hem kör hem sağırdım, şu kalbi her şeyiyle bir tek sana açtım ama sen de bana şu hayatın intikamıydın. Ben saftım sana inanandım, gözlerinin içine bakarken dolan gözlerini de saklayamayandım. Canım acısa koşmayacagını bildiğim halde ben gelmeni bekleyen ve geleceğine inanandım. Sen gelmezdin çünkü kendini bile anlayamayandın. Gelmesin sorun değil derdim çünkü sen benim daimi sol yanımdaydın. Sen sana yapılmışların acısını çıkarandın ama oklarını yanlış kişiye saplayandın, ben can çekişiyordum ama sen farkında olamayandın. Farkında olamamak tamam da seni en çok üzen ben olduğuma inanan halin kendince bahaneler uydurmuştu ya hani benden giderken , ben susup içine kapanandım da sen günah çıkarıyormuşçasına o inandığın hikayeyi ne kadar çok kişiye aynı şekilde anlatıp kendini masum hissedip beni suçlayandın. Sen beni terkettiğin andan sonra hiç acımadan , ne hissedebileceğimi umursamadan boş konuşandın. Yalnız helal olsun buna kendini inandırmayı da başarandın. Helal olsun ki biz öldükten sonra varsa bu haktan helalleşmek için karşıma da çıkmayasın. Beni öyle bir unutasın ki herhangi bir evrende senin için hiç varolmamış olayım. Öyle bir hiç olayım ki hep istediğin o hayatı en güzel şekilde yaşayasın.

Dedim ya her anında olmak isterdim, her düşüncene dahil olayım beni hep anımsa ve hatıralarına sahip çık. Bunu istemiyorum artık, artık her akşam ağlamıyorum mesela, bazı şarkıları dinleyemediğim, çok sevdiğimiz şeyleri izleyemediğim doğrudur evet ama içimdeki o güzel halin öyle bir bakıyor ki gözlerimin içine hatırla ben gözlerine bakarken gözlerimin dolmasını saklayamayandım. Artık yolumu değiştirmiyorum evinin önünden geçip pencerene bakarken sessizce öpmüyorum nefesini. Yeşil alana eskisi kadar sık gitmiyorum.Boynumda taşıdığım bir tek emanetin var sahip çıktığım o beni ne zaman bırakıp da gider bunu da bilmiyorum. Artık  ne bildiğimi de bilmiyorum, sanırım giderken zihnimden bir kısım şeyleri de çaldın. Gittiğin her seferde beni umursamayandın ya sen hani, çünkü gerçekten seven insan sevdiğine bu denli kıyamayandır. Her gidişinde bir uçuruma sürükledin de beni sonra arkasına bakmadan egolarını duygularından çok üste taşıyandın, ben ittiğin o uçurumda incecik dalları kırmaktan korkandım ama onlara tutunup çıkmayı başarandım. Son gidişinde yine beni bıraktın uçurum kenarında yetmedi ittin ya aşağı,bu kez tutunacak ne dal bıraktın ne de umut edilesi bir zaman. Öyle düşüyorum ki bu uçurumdan aşağı ne yere çakılıyorum ne kurtuluyorum. Sonsuz bir boşluk ama öylesine piç bir boşluk ki bu artık yere çakılıp ölmeyi bekliyorsun da hala düşmeye devam ederken sonu gelmeyecek ecelin ensende soğuk rüzgarını hissediyorsun. Öylesine bir boşluk ki bu her tarafını sen sarmış . Seni sen yokken daha güzel sevebilmek için , Öyle güzelsin ki içimde onu kirletmeyeceğim seninle.

Yorumlar